 |
|
|
 |
|
|
Yeni Sayfa 1
| Mustafa
Kemal ATATÜRK |
Mustafa
Kemal Atatürk 1881 yilinda Selânik'te Kocakasim Mahallesi, Islâhhâne
Caddesi'ndeki üç katli pembe evde dogdu. Babasi Ali Riza Efendi, annesi
Zübeyde Hanim'dir. Baba tarafindan dedesi Hafiz Ahmet Efendi XIV-XV.
yüzyillarda Konya ve Aydin'dan Makedonya'ya yerlestirilmis Kocacik
Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanim ise Selânik yakinlarindaki Langaza
kasabasina yerlesmis eski bir Türk ailesinin kizidir. Milis subayligi, evkaf
katipligi ve kereste ticareti yapan Ali Riza Efendi, 1871 yilinda Zübeyde
Hanim'la evlendi. Atatürk'ün bes kardesinden dördü küçük yaslarda öldü,
sadece Makbule (Atadan) 1956 yilina degin yasadi.
Küçük Mustafa ögrenim çagina gelince Hafiz Mehmet Efendi'nin mahalle
mektebinde ögrenime basladi, sonra babasinin istegiyle Semsi Efendi
Mektebi'ne geçti. Bu sirada babasini kaybetti (1888). Bir süre Rapla
Çiftligi'nde dayisinin yaninda kaldiktan sonra Selânik'e dönüp okulunu
bitirdi. Selânik Mülkiye Rüstiyesi'ne kaydoldu. Kisa bir süre sonra 1893
yilinda Askeri Rüstiye'ye girdi. Bu okulda Matematik ögretmeni Mustafa Bey
adina "Kemal" i ilave etti. 1896-1899 yillarinda Manastir Askeri Idâdi'sini
bitirip, Istanbul'da Harp Okulunda ögrenime basladi. 1902 yilinda tegmen
rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi'ne devam etti. 11 Ocak 1905'te
yüzbasi rütbesiyle Akademi'yi tamamladi. 1905-1907 yillari arasinda Sam'da
5. Ordu emrinde görev yapti. 1907'de Kolagasi (Kidemli Yüzbasi) oldu.
Manastir'a III. Ordu'ya atandi. 19 Nisan 1909'da Istanbul'a giren Hareket
Ordusu'nda Kurmay baskani olarak görev aldi. 1910 yilinda Fransa'ya
gönderildi. Picardie Manevralari'na katildi. 1911 yilinda Istanbul'da Genel
Kurmay Baskanligi emrinde çalismaya basladi.
1911 yilinda Italyanlarin Trablusgarp'a hücumu ile baslayan savasta, Mustafa
Kemal bir grup arkadasiyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldi.
22 Aralik 1911'de Italyanlara karsi Tobruk Savasini kazandi. 6 Mart 1912'de
Derne Komutanligina getirildi.
Ekim 1912'de Balkan Savasi baslayinca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayir'daki
birliklerle savasa katildi. Dimetoka ve Edirne'nin geri alinisinda büyük
hizmetleri görüldü. 1913 yilinda Sofya Atesemiliterligine atandi. Bu görevde
iken 1914 yilinda yarbayliga yükseldi. Atesemiliterlik görevi Ocak 1915'te
sona erdi. Bu sirada I. Dünya Savasi baslamis, Osmanli Imparatorlugu savasa
girmek zorunda kalmisti. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdag'da
görevlendirildi.
1914 yilinda baslayan I. Dünya Savasi'nda, Mustafa Kemal Çanakkale'de bir
kahramanlik destani yazip Itilaf Devletlerine "Çanakkale geçilmez!"
dedirtti. 18 Mart 1915'te Çanakkale Bogazini geçmeye kalkan Ingiliz ve
Fransiz donanmasi agir kayiplar verince Gelibolu Yarimadasi'na asker
çikarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915'te Ariburnu'na çikan düsman
kuvvetlerini, Mustafa Kemal'in komuta ettigi 19. Tümen Conkbayiri'nda
durdurdu. Mustafa Kemal, bu basari üzerine albayliga yükseldi. Ingilizler
6-7 Agustos 1915'te Ariburnu'nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu
Komutani Mustafa Kemal 9-10 Agustos'ta Anafartalar Zaferini kazandi. Bu
zaferi 17 Agustos'ta Kireçtepe, 21 Agustos'ta II. Anafartalar zaferleri
takip etti. Çanakkale Savaslarinda yaklasik 253.000 sehit veren Türk ulusu
onurunu Itilaf Devletlerine karsi korumasini bilmistir. Mustafa Kemal'in
askerlerine "Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!" emri
cephenin kaderini degistirmistir.
Mustafa Kemal Çanakkale Savaslari'dan sonra 1916'da Edirne ve Diyarbakir'da
görev aldi. 1 Nisan 1916'da tümgenerallige yükseldi. Rus kuvvetleriyle
savasarak Mus ve Bitlis'in geri alinmasini sagladi. Sam ve Halep'teki kisa
süreli görevlerinden sonra 1917'de Istanbul'a geldi. Velihat Vahidettin
Efendi'yle Almanya'ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten
sonra hastalandi. Viyana ve Karisbad'a giderek tedavi oldu. 15 Agustos
1918'de Halep'e 7. Ordu Komutani olarak döndü. Bu cephede Ingiliz
kuvvetlerine karsi basarili savunma savaslari yapti. Mondros Mütarekesi'nin
imzalanmasindan bir gün sonra, 31 Ekim 1918'de Yildirim Ordulari Grubu
Komutanligina getirildi. Bu ordunun kaldirilmasi üzerine 13 Kasim 1918'de
Istanbul'a gelip Harbiye Nezâreti'nde (Bakanliginda) göreve basladi.
Mondros Mütarekesi'nden sonra Itilaf Devletleri'nin Osmanli ordularini
isgale baslamalari üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettisi olarak 19 Mayis
1919'da Samsun'a çikti. 22 Haziran 1919'da Amasya'da yayimladigi genelgeyle
"Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararinin kurtaracagini " ilan
edip Sivas Kongresi'ni toplantiya çagirdi.
23 Temmuz - 7 Agustos 1919 tarihleri arasinda Erzurum, 4 - 11 Eylül 1919
tarihleri arasinda da Sivas Kongresi'ni toplayarak vatanin kurtulusu için
izlenecek yolun belirlenmesini sagladi. 27 Aralik 1919'da Ankara'da
heyecanla karsilandi. 23 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin
açilmasiyla Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasi yolunda önemli bir adim
atilmis oldu. Meclis ve Hükümet Baskanligina Mustafa Kemal seçildi Türkiye
Büyük Millet Meclisi, Kurtulus Savasi'nin basariyla sonuçlanmasi için
gerekli yasalari kabul edip uygulamaya basladi.
Türk Kurtulus Savasi 15 Mayis 1919'da Yunanlilarin Izmir'I isgali sirasinda
düsmana ilk kursunun atilmasiyla basladi. 10 Agustos 1920 tarihinde Sevr
Antlasmasi'ni imzalayarak aralarinda Osmanli Imparatorlugu'nu paylasan I.
Dünya Savasi'nin galip devletlerine karsi önce Kuvâ-yi Milliye adi verilen
milis kuvvetleriyle savasildi. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu
kurdu, Kuvâ-yi Milliye - ordu bütünlesmesini saglayarak savasi zaferle
sonuçlandirdi.
Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtulus Savasinin önemli asamalari
sunlardir:
* Sarikamis (20 Eylül 1920),
* Kars (30 Ekim 1920) ve
* Gümrü'nün kurtarilisi.(7 Kasim 1920)
* Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maras Sanli Urfa savunmalari (1919- 1921)
* I. Inönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)
* II. Inönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)
* Sakarya Zaferi (23 Agustos-13 Eylül 1921)
* Büyük Taarruz, Baskomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer
(26 Agustos 9 Eylül 1922)
Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921'de Türkiye Büyük Millet Meclisi
Mustafa Kemal'e Maresal rütbesi ve Gazi unvanini verdi. Kurtulus Savasi, 24
Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlasmasi'yla sonuçlandi. Böylece Sevr
Antlasmasi'yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklügünde vatan
birakilan Türkiye topraklari üzerinde ulusal birlige dayali yeni Türk
devletinin kurulmasi için hiçbir engel kalmadi.
Özgürlük ve bagimsizlik benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve
ecdadimin en degerli mirasi olan bagimsizlik aski ile dolu bir adamim.
Çocuklugumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatimin her safhasini
yakindan bilenler bu askim malumdur. Bence bir millete serefin, haysiyetin,
namusun ve insanligin vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük
ve bagimsizligina sahip olmasiyla kaimdir. Ben sahsen bu saydigim vasiflara,
çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasiflarin kendimde mevcut oldugunu iddia
edebilmek için milletimin de ayni vasiflari tasimasini esas sart bilirim.
Ben yasabilmek için mutlaka bagimsiz bir milletin evladi kalmaliyim. Bu
sebeple milli bagimsizlik bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin
menfaatleri icap ettirirse, insanligi teskil eden milletlerden her biriyle
medeniyet icabi olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir
hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen
herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansiz düsmaniyim.
Mustafa Kemal ATATÜRK
23 Nisan 1920'de Ankara'da TBMM'nin açilmasiyla Türkiye Cumhuriyeti'nin
kurulusu müjdelenmistir. Meclisin Türk Kurtulus Savasi'ni basariyla
yönetmesi, yeni Türk devletinin kurulusunu hizlandirdi. 1 Kasim 1922'de
hilâfet ve saltanat birbirinden ayrildi, saltanat kaldirildi. Böylece
Osmanli Imparatorlugu'yla yönetim baglari koparildi. 13 Ekim 1923'te
Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirligiyle ilk cumhurbaskani
seçildi. 30 Ekim 1923 günü Ismet Inönü tarafindan Cumhuriyet'in ilk hükümeti
kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, "Egemenlik kayitsiz sartsiz milletindir" ve
"Yurtta baris cihanda baris" temelleri üzerinde yükselmeye basladi.
Atatürk Türkiye'yi "Çagdas uygarlik düzeyine çikarmak" amaciyla bir dizi
devrim yapti. Bu devrimleri bes baslik altinda toplayabiliriz:
1. Siyasal Devrimler:
Saltanatin Kaldirilmasi (1Kasim 1922)
Cumhuriyetin Ilani (29 Ekim 1923)
Halifeligin Kaldirilmasi (3 Mart 1924)
2. Toplumsal Devrimler:
Kadinlara erkeklerle esit haklar verilmesi
Sapka ve kiyafet devrimi (25 Kasim 1925)
Tekke zâviye ve türbelerin kapatilmasi (30 Kasim 1925)
Soyadi kanunu ( 21 Haziran 1934)
Lâkap ve unvanlarin kaldirilmasi (26 Kasim 1934)
Uluslararasi saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü(1925-1931)
3. Hukuk Devrimi :
Mecellenin kaldirilmasi (1924-1937)
Türk Medeni Kanunu ve diger kanunlarin çikarilarak laik hukuk düzenine
geçilmesi (1924-1937)
4. Egitim ve Kültür Alanindaki Devrimler:
Ögretimin birlestirilmesi (3 Mart 1924)
Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasim 1928)
Türk Dil ve Tarih Kurumlarinin kurulmasi (1931-1932)
Üniversite ögreniminin düzenlenmesi (31 Mayis 1933)
Güzel sanatlarda yenilikler
5. Ekonomi Alaninda Devrimler:
Asârin kaldirilmasi
Çiftçinin özendirilmesi
Örnek çiftliklerin kurulmasi
Sanayiyi Tesvik Kanunu'nun çikarilarak sanayi kuruluslarinin kurulmasi
I. ve II. Kalkinma Planlari'nin (1933-1937) uygulamaya konulmasi, yurdun
yeni yollarla donatilmasi
Soyadi Kanunu geregince, 24 Kasim 1934'de TBMM'nce Mustafa Kemal'e "Atatürk"
soyadi verildi.
Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Agustos 1923 tarihlerinde TBMM Baskanligina
seçildi. Bu baskanlik görevi, Devlet-Hükümet Baskanligi düzeyindeydi. 29
Ekim 1923 yilinda Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaskani
seçildi. Anayasa geregince dört yilda bir cumhurbaskanligi seçimleri
yenilendi. 1927,1931, 1935 yillarinda TBMM Atatürk'ü yeniden
cumhurbaskanligina seçti.
Atatürk sik sik yurt gezilerine çikarak devlet çalismalarini yerinde
denetledi. Ilgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaskani
sifatiyla Türkiye'yi ziyaret eden yabanci ülke devlet baskanlarini,
basbakanlarini, bakanlarini komutanlarini agirladi.
15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtulus Savasi'ni ve Cumhuriyet'in kurulusunu
anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yil Nutku'nu okudu.
Atatürk özel yasaminda sadelik içinde yasadi. 29 Ocak 1923'de Latife Hanimla
evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çiktilar. Bu evlilik 5 Agustos 1925
tarihine dek sürdü. Çocuklari çok seven Atatürk Afet (Inan), Sabiha
(Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adli kizlari ve Mustafa adli
çobani manevi evlat edindi. Abdurrahim ve Ihsan adli çocuklari himayesine
aldi. Yasayanlarina iyi bir gelecek hazirladi.
1937 yilinda çiftliklerini hazineye, bir kisim tasinmazlarini da Ankara ve
Bursa Belediyelerine bagisladi. Mirasindan kizkardesine, manevi evlatlarina,
Türk Dil ve Tarih Kurumlarina pay ayirdi. Kitap okumayi, müzik dinlemeyi,
dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarina, gürese,
Rumeli türkülerine asiri ilgisi vardi. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük
keyif alirdi. Sakarya adli atiyla, köpegi Fox'a çok deger verirdi. Zengin
bir kitaplik olusturmustu. Aksam yemeklerine devlet ve bilim adamlarini,
sanatçilari davet eder, ülkenin sorunlarini tartisirdi. Temiz ve düzenli
giyinmeye özen gösterirdi. Dogayi çok severdi. Sik sik Atatürk Orman
Çiftligi'ne gider, çalismalara bizzat katilirdi.
Fransizca ve Almanca biliyordu. 10 Kasim 1938 saat 9.05'te yakalandigi siroz
hastaligindan kurtulamayarak Istanbul'da Dolmabahçe Sarayi'nda hayata
gözlerini yumdu.
Benim naçiz vücudum nasil olsa bir gün toprak olacaktir.
Fakat Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yasayacaktir.
Mustafa Kemal ATATÜRK
Cenazesi 21 Kasim 1938 günü törenle geçici istirahatgâhi olan Ankara
Etnografya Müzesi'nde topraga verildi. Anitkabir yapildiktan sonra nâsi
görkemli bir törenle 10 Kasim 1953 günü ebedi istirahatgâhina gömüldü.
Siirleri
Hakikat Nerede?
Gafil, hangi üç asir, hangi on asir
Tuna ezelden Türk diyaridir.
Bilinen tarihler söylememis bunu
Kalkiyor örtüler, örtülen dogacak,
Dinleyin sesini dogan tarihin,
Aydinlikta karalti, karatida safak
Yalan tarihi gömüp, dogru tarihe gidin.
Asya'nin ortasinda Oguz ogullari,
Avrupa'nin Alplerinde Oguz torunlari
Dogudan çikan biz
Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz
Türk sadece bir milletin adi degil,
Türk bütün adamlarin birligidir.
Ey birbirine dis bileyen yiginlar,
Ey yigin yigin insan gafletleri
Yirtilsin gözlerdeki gafletten perde,
Hakikat nerede?
Gençlige Hitabe
Ey Türk gençligi!
Birinci vazifen, Türk istiklalini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve
müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli budur. Bu temel, senin, en
kiymetli hazinendir. Istikbalde dahi, seni, bu hazineden mahrum etmek
isteyecek, dahili ve harici, bedhahlarin olacaktir. Bir gün, istiklal ve
cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düsersen, vazifeye atilmak için, içinde
bulunacagin vaziyetin imkan ve seraitini düsünmeyeceksin! Bu imkan ve serait,
çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. Istiklal ve cumhuriyetine
kastedecek düsmanlar, bütün dünyada emsali görülmemis bir galibiyetin
mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanin bütün kaleleri
zaptedilmis, bütün tersanelerine girilmis, bütün ordulari dagitilmis ve
memleketin her kösesi bilfiil isgal edilmis olabilir. Bütün bu seraitten
daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip
olanlar gaflet ve dalalet ve hatta hiyanet içinde bulunabilirler. Hatta bu
iktidar sahipleri sahsi menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle
tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bitap düsmüs
olabilir.
Ey Türk istikbalinin evladi! Iste; bu ahval ve serait içinde dahi, vazifen,
Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktir! Muhtaç oldugun kudret,
damarlarindaki asil kanda mevcuttur.
Mustafa Kemal ATATÜRK
Sözleri
* Biz Türkler, bütün tarihimiz boyunca hürriyet ve istiklâle timsal olmus
bir milletiz.
* Ne kadar zengin ve müreffeh olursa olsun, istiklâlden mahrum bir millet,
medenî insanlik karsisinda usak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyik
sayilamaz.
* Özgürlük ve bagimsizlik benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve
ecdadimin en degerli mirasi olan bagimsizlik aski ile dolu bir adamim.
Çocuklugumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatimin her safhasini
yakindan bilenler bu askim malumdur. Bence bir millete serefin, haysiyetin,
namusun ve insanligin vücut ve beka bulabilmesi mutlaka o milletin özgürlük
ve bagimsizligina sahip olmasiyla kaimdir. Ben sahsen bu saydigim vasiflara,
çok ehemmiyet veririm. Ve bu vasiflarin kendimde mevcut oldugunu iddia
edebilmek için milletimin de ayni vasiflari tasimasini esas sart bilirim.
Ben yasabilmek için mutlaka bagimsiz bir milletin evladi kalmaliyim. Bu
sebeple milli bagimsizlik bence bir hayat meselesidir. Millet ve memleketin
menfaatleri icap ettirirse, insanligi teskil eden milletlerden her biriyle
medeniyet icabi olan dostluk ve siyaset münasebetlerini büyük bir
hassasiyetle takdir ederim. Ancak, benim milletimi esir etmek isteyen
herhangi bir milletin, bu arzusundan vazgeçinceye kadar, amansiz düsmaniyim.
* Milli egemenlik öyle bir nurdur ki, onun karsisinda zincirler erir, taç ve
tahtlar batar, mahvolur. Milletlerin esirligi üzerine kurulmus müesseseler
her tarafta yikilmaya mahkumdurlar.
* Cumhuriyet fikir serbestligi taraftaridir. Samimi ve mesru olmak sartiyla
her fikre saygi duyariz.
* Egemenlik kayitsiz ve sartsiz milletindir.
* Gerçi bize milliyetçi derler. Ama, biz öyle milliyetçileriz ki, isbirligi
eden bütün milletlere hürmet ve riayet ederiz. Onlarin milliyetlerinin bütün
icaplarini taniriz. Bizim milliyetçiligimiz herhalde hodbince ve magrurca
bir milliyetçilik degildir.
* Bilelim ki milli benligini bilmeyen milletler baska milletlere yem
olurlar.
* Milli mücadelelere sahsî hirs degil, milli ideal, milli onur sebep
olmustur.
* Türk çocugu ecdadini tanidikça daha büyük isler yapmak için kendinde
kuvvet bulacaktir.
* Milli his ile dil arasindaki bag çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin
olmasi, milli hissin gelismesinde baslica etkendir. Türk dili, dillerin en
zenginlerindendir. Yeter ki, bu dil suurla islensin. Ülkesini, yüksek
bagimsizligini korumasini bilen Türk milleti, dilini de yabanci diller
boyundurugundan kurtarmalidir.
* Bir dinin tabiî olmasi için akla, fenne, ilme ve mantiga uygun olmasi
lazimdir.
* Her fert istedigini düsünmek, istedigine inanmak, kendine mahsus siyasi
bir fikre sahip olmak, seçtigi bir dinin icaplarini yapmak veya yapmamak hak
ve hürriyetine sahiptir. Kimsenin fikrine ve vicdanina hakim olunamaz.
* Türk Milletinin istidadi ve kesin karari medeniyet yolunda, durmadan,
yilmadan ilerlemektir.
* Medeni olmayan insanlar, medeni olanlarin ayaklari altinda kalmaya
mahkumdurlar.
* Büyük dinimiz çalismayanin insanlikla hiç ilgisi olmadigini bildiriyor.
Bazi kimseler çagdas olmayi kâfir olmak sayiyorlar. Asil küfür onlarin bu
zannidir. Bu yanlis tefsiri yapanlarin maksadi Islâmlarin kâfirlere esir
olmasini istemek degil de nedir? Her sarikliyi hoca sanmayin, hoca olmak
sarikla degil, dimagladir.
* Arkadaslar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti
seyhler, dervisler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En dogru, en
hakiki tarikat, medeniyet tarikatidir.
* Medeniyetin emir ve talep ettigini yapmak insan olmak için yeterlidir.
* Biz dünya medeniyeti ailesi içinde bulunuyoruz. Medeniyetin bütün
icaplarini tatbik edecegiz.
* Bizim devlet idaresinde takip ettigimiz prensipleri, gökten indigi sanilan
kitaplarin dogmalariyla asla bir tutmamalidir. Biz, ilhamlarimizi, gökten ve
gaipten degil, dogrudan dogruya hayattan almis bulunuyoruz.
* Milletimiz her güçlük ve zorluk karsisinda, durmadan ilerlemekte ve
yükselmektedir. Büyük Türk Milletinin bu yoldaki hizini, her vasitayla
arttirmaya çalismak, bizim hepimizin en kutlu vazifemizdir.
* Insan toplulugu kadin ve erkek denilen iki cins insandan mürekkeptir.
Kabil midir ki, bu kütlenin bir parçasini ilerletelim, ötekini ihmal edelim
de kütlenin bütünlügü ilerleyebilsin? Mümkün müdür ki, bir cismin yarisi
topraga zincirlerle bagli kaldikça öteki kismi göklere yükselebilsin?
* Ey kahraman Türk kadini, sen yerde sürünmeye degil, omuzlar üzerinde
göklere yükselmeye layiksin.
* Analarin bugünkü evlatlarina verecegi terbiye eski devirlerdeki gibi basit
degildir. Bugünün analari için gerekli vasiflari tasiyan evlat yetistirmek,
evlatlarini bugünkü hayat için faal bir uzuv haline koymak pek çok yüksek
vasiflar tasimalarina baglidir. Onun için kadinlarimiz, hattâ
erkeklerimizden çok aydin, daha çok feyizli, daha fazla bilgili olmaya
mecburdurlar; eger hakikaten milletin anasi olmak istiyorlarsa.
* Ben icap ettigi zaman en büyük hediyem olmak üzere, Türk Milletine canimi
verecegim.
* Gençler cesaretimizi takviye ve idame eden sizlersiniz. Siz, almakta
oldugunuz terbiye ve irfan ile insanlik ve medeniyetin, vatan sevgisinin,
fikir hürriyetinin en kiymetli timsali olacaksiniz. Yükselen yeni nesil,
istikbal sizsiniz. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yükseltecek ve yasatacak
sizsiniz.
* Yüksek Türk! Senin için yüksekligin hududu yoktur. Iste parola budur.
* Benim naçiz vücudum nasil olsa bir gün toprak olacaktir. Fakat Türkiye
Cumhuriyeti ebediyen yasayacaktir.
* Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatlari! Yorulsaniz dahi beni takip
edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla
yorulmazlar. Türk Gençligi gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan,
yorulmadan yürüyecektir.
* Biz cahil dedigimiz zaman, mektepte okumamis olanlari kastetmiyoruz.
Kastettigimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumus olanlardan en büyük
cahiller çiktigi gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek
alimler çikabilir.
* Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatlari seven, fikir
terbiyesinde oldugu kadar beden terbiyesinde de kabiliyeti artmis ve
yükselmis olan erdemli, kudretli bir nesil yetistirmek ana siyasetimizin
açik dilegidir.
* Mualimler! Yeni nesli, Cumhuriyetin fedakâr ögretmenleri ve egiticileri,
sizler yetistireceksiniz. Ve yeni nesil sizin eseriniz olacaktir. Eserin
kiymeti, sizin maharetiniz ve fedakârliginiz derecesiyle mütenasip
bulunacaktir.
* Milleti kurtaranlar yalniz ve ancak ögretmenlerdir. Ögretmenden,
egiticiden yoksun bir millet, henüz millet namini almak istidadini
kesfetmemistir.
* Dünyanin her tarafindan ögretmenler insan toplulugunun en fedakâr ve
muhterem unsurlaridir.
* Okul sayesinde, okulun verecegi ilim ve fen sayesindedir ki, Türk milleti,
Türk sanati, Türk iktisadiyati, Türk siir ve edebiyati bütün güzellikleriyle
gelisir.
* Türkiye'nin asil sahibi ve efendisi, gerçek üretici olan köylüdür. O
halde, herkesten daha çok refah, saadet ve servete müstahak ve layik olan
köylüdür. Onun için, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iktisadi siyaseti bu
aslî gayeye erismek maksadini güder.
* Ekonomik kalkinma, Türkiye'nin hür, müstakil, daima daha kuvvetli, daima
daha refahli Türkiye idealinin belkemigidir.
|
|
|
|
|
|
|
|
Eğlence Dünyası Güzeller Yerli Güzeller Yabancı Güzeller Mankenler yabancı mankenler eğlence, eglence,eglence ilginç haberler kız arkadaş eğlence dunyası beyazit ozturk, beyazit, beyaz,fener oyunları, okan bayulgen, beyazit ozturk,koyver gitsin beyazıt ozturk, cem yılmaz içinde ne varsa dök yalın koyver gitsin mankenler güzeller ilginç haberler Forum Ara Sinema Sohbet
Chat şairlerimiz Burçlar Mankenler şifalı Bitkiler Üniversiteler Otomobil Yeme İçme Spor Sağlıklı Yaşam Tv
Programları E-Devlet Motosiklet Yazarlarımız Gazeteler Mobil şans Oyunları Tatil Özel Günler
Teknoloji Ev Yaşam Pc- interent Biyografi Türkiye Genel Ödev Videolar , ferudun
düzağaç Eğlence nin olduğu yer kültür, sanat, videolar, resimler, geyik, spor, futbol, tarih, din, müzik,
şarkı sözleri, muhabbet, sohbet, bayan gülben ergen polat alemdar kurtlar vadisi memati abdülleyh muro
Copyright © 2008 koyver.com™ design
Sitemiz En İyi 1024 x 768 Çözünürlükte Çalışır
|
|
|